Bayram

Öncelikle Kurban Bayramınızı en içten dilieklerimle kutlarım :) 


Şimdi Tokat'ta Sıla-ı Rahim yapıyom ....Yarın akşam İstanbul yollarında ha babam de babam gidecez ..


İyi bir tatil oldu diyebilirim ..
Resim çektim bol bol ama kendiş pc'm den aktaracam ...


Çaw Dostlar
devamını okuyun...

Yüz Tarihi Kişilik


Kimler yok ki  ;
devamını okuyun...

Puslu Havada Dellenmiş Adam


Sevgili Günnük Allah belanı versin,
Canım bu havada evde hem de yatağın içine tıkılmak da varmış.
Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyor ve fırtına var, Sanırım Lodos Hüsnü'nün ahi tuttu bizi. Ruhuna bir fatiha göndermedik diye kızmasın bize: (


Günnükçüm bugün senle, http://www.radyoalaturka.com.tr/player/ takılalım ..
Bu şarkılar da sigarasız getmezdi he miiii .. Hee desene lan!


Kahve yapayım kendime, Camdan bakayım marmaranın dinginliğine, Ruhum ah ruhum ...


Sen ki ne fırtınalar atlattın, Ne boranlardan çıktın yine çıkarsın çıkmaya da san ki biraz nazlanıyosun gibi ..
Üstüne fazla gelmeyeyim ben söğersin gen ..


Mucks
devamını okuyun...

Mehmet Hoca'dan Mektup



Ülkücü kardeşlerim,










Cenab-ı Hakka ü sena, Resulü Muhammed aleyhisselâma Salât ü Selam ve bütün Ehl-i imana hayır dua ederim hamd.



Bizler, Yavuzların, Fatihlerin, Alparslanların tarihe «Şan vermiş büyük ecdadın torunlarıyız. Soylu ecdadımız din büyüklerinin sözlerine göre hareket ederek doğru yolda yürürlerdi. Biz de onlara layık temiz bir nesil olabilmek için onlar gibi hareket etmeliyiz. Her işte düsturumuz onların yolu olmalıdır. Ölçümüz, kıstasımız büyüklerin yolu olunca Batıl yollara sapma tehlikesinden kurtuluruz ....



Tarihte görüldüğü gibi soylu davalara engel olmak isteyen soysuzlar çıkmıştır. Bugün de Millî ülkümüze karşı çıkan yerli veya yabancı düşmanların bulunmas yadırganamaz.



Müslüman Türke düşman olan bir yabancının, Türkleri yok etmek için neler düşündüğünü göstermek için bir vesika sunmak istiyorum. Rum isyanının önderi Patrik Gregoryas, Rus Cari Aleksandr'a 1821 de yazdığı bir mektubunu, uzun yıllar Osmanlı Devletinde Rus Sefiri olarak vazife yapan İgnatiyef'in hatıralarından Okuyalım. Patrik'in mektubu şöyle:



«Türkleri maddi kuvvetlerle yıkıp yok etmek mümkün değildir. Çünkü Türkler, müslümanlığın verdiği manevi güçle gayet sabırlı ve mukavemetli kimselerdir. Gayet haşmetli ve izzet-i iman sahibidirler. Bu hasletleri dinlerine olan bağlılıktan, kadere rıza göstermekten, geleneklerini muhafaza ettiklerinden, devlet büyüklerine olan itaat duygularından ileri gelmektedir.


Türkler, zeki ve kanaatkar olup bütün meziyetleri, hatta kahramanlık ve şecaat duyguları geleneklerine olan bağlılıklarından ve ahlâklarının Salâbetinden gelmektedir.



Türkleri mağlup etmek için, önce onların itaat duygularını KIRMAK, manevi bağlarını kesmek, salâbet-i diniyelerini zaafa uğratmak ICAP eder. Bunun da en kısa yolu, milli ve manevi geleneklerine uymayan harici fikirlere ve hareketlere alıştırmaktır. Maneviyatları sarsıldığı gün, maddi kuvvetleri de sarsılacak ve maddi vâsıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olacaktır. Yapılacak en mühim iş, Türklere hissettirmeden bünyelerindeki tahribatı tamamlamaktır. »



Ülkücü ağabeyim, aynı zamanda ve kendisinden Ehl-i sünnet bilgilerini aldığım S. Ahmet Arvasi Beyin ÜLKÜCÜ KADRO'da neşredilen bir yazısından bir iki pasaj naklederek sağlam ölçüyü öğrenelim hocam. S. Ahmet Arvasi Ağabey diyor ki:

«Bağrından İmam-ı A'zamları, İmam-ı Maturidileri, İmam-ı Gazalileri, İmam-ı Birgivileri, İbni Kemalleri, Molla Fenarileri, Ebussuud Efendiler gibi daha nice din âlimlerini yetiştiren Türk milleti büyük ve tarihi bir kitaplığa ve bid'atsiz bir din Kültürüne sahiptir. Genç nesilleri bu kaynaklardan mahrum ederek onları ne idiği belirsiz kimselerin kitap ve yazılarına muhtaç bırakmak asla doğru değildir.





Arap dünyasında birçok Siyasî hareketi ve yazarı etkisi altında tutan İHVAN-ÜL müslimin hareketi, LES frank-MAÇONS fransızca adlı kitaba göre masonların kontrolü altındadır. Seyyit Kutupların ve benzerlerinin kitaplarını genç nesillerin eline veren kimseler, bu Yazarın İHVAN-ÜL müslimin hareketinin öncülerinden olduklarını bilmiyorlar mı?



Bütün bu karanlık adamları okutmak için çırpınan çevreler, ne hikmetse dört hak mezhebin imamları gibi sünnet yolu büyüklerini küçümsemek ve unutturmak isteyen kimselerdir ....



Kitaba, Sünnete, ICMA-i ümmete ve Kıyas-ı fukahaya bağlanarak ANA CADDEYİ arayan ve bulan hamleyi bekliyoruz. »



Bizi Millî ülkümüzden saptırmak için suret-i haktan görünen İngiliz'in Masaları, bilhassa müslüman Türkün düşmanı vehhâbi meyilli kimseler, aramıza sızmak ve çığ gibi büyüyen biz ülkücüleri parçalamak için sinsi gayretler sarf ediyorlar. Bu hareketleri bizlerden korktuklarının bir işaretidir. Bunlar ısıramadıkları eli öpmek suretiyle düşmanlıklarını gizlerler. Milli davamızı destekler gibi görünmelerine asla aldanmamalıyız.



Ulu Hakan Abdülhamid'e karşı gizli dolaplar çeviren Efgani, onun çömezi mason Abduh ve bunların yolunda giden mezhepsizler, dinimizin safiyetini bozmak için yapmadıkları MeLaNeT kalmamıştır. Bu mezhepsizler bukalemun gibi renk degistiren, bulunduğu yerin rengini göstermeye çalışan çok renkli kimselerdir. Ülkücü görünüp aramıza sızmak isteyenlerine bizzat şahit oldum.



Bunlar, Osmanlı Halifelerine dil uzatırlar. Ehl-i sünnet büyüklerinin Kitap ve Sünnet ışığı altında çıkardığı kaidelere iltifat etmeyip kendileri Kitap ve Sünnetten, ahkam kesmeye çalışırlar. Daima ilerici görünüp dini Asra uydurmak isterler.



Dinimize Dıştan bakarlar, İslâm peygamberi, İslâm nazariyesi, Kur'anda faiz nazariyesi, Kuranda evrim teorisi gibi tabirler kullanırlar. Dört hak mezhep mevcutken, yani, tane sağlam yol varken (TEK YOL İSLAM) dört (TEK ÖNDER PEYGAMBER) derler. Böylece zımnen de olsa hak mezhepleri ve Ehl-i sünet büyüklerini unutturmak isterler. Müftüleri, hocaları, yazar ve çizerleri, Ayet-i Kerime ve Hadis-i şeriflerden kendilerinin çıkardığı yanlış manaları doğru gibi muhataplarına takdim ederler. Gerçek büyüklerimizi unutturmaya mevdûdî ve S. Kutup gibi mezhepsizleri önder gibi göstermeye çalışırlar.



                                                                                                                                               Mehmet AKILLIOĞLU
                                                                                                                                       TOKAT

devamını okuyun...

Geç Gelen Düşler

Bulutları seyrettiniz mi hiç, daha yakın olayım diye gökyüzüne, çıktınız mı çatılara? ... Bulutlardan şekil çıkarmayı oynadınız mı hiç?





Mesela kuşlara dokundunuz mu hiç? Acucunuzun içinde pır pır eden yüreğini, sıcacık, minicik yüreğini hissettiniz mi hiç?



Ağaçlara tırmanıp dal oldunuz mu? Yaprak oldunuz mu? Çiçek açtınız mı hiç?


Uğur böceği uçurdunuz mu mesela? Karınclarla konuştunuz mu? Gül yaprağındaki su damlasının tadına baktınız mı hiç? Kasımpatının üzerendeki kırağıyı sildiniz mi?


Yağmurlara karışıp su oldunuz mu, aktınız mı hiç? Islandınız mı sırılsıklam? Seyerttiniz mi pencereden, duydunuz mu damlaların sesini?


Hiç balıklara dokundunuz mu? Mesela verdiniz mi özgürlüğünü öperek? Denizin dibini gördünüz mü hiç? En yüksekten atlayıp daldınız mı?


Kar kaplamış toprağa bakıp, gözünüz kamaştı mı? Alamadığınız oldu mu kendinizi bakmaktan kar tanelerine? Avuçlarınızda erittiniz mi hiç? Üşümeyi göze alıp yattınız mı karlar üstüne?


Yıldız topladınız mı mesela? Kayan yıldızları dilek taşı yaptınız mı? Geceyi güne boyadınız mı hiç?


Çimlerde uyuyakaldınız mı? Kokusu bitinceye dek içinize çektiniz mi? Çiçek topladınız mı? Papatya tarlasına girdiniz mi hiç? Papatya gibi durdunuz mu, gelincik oldunuz mu mesela?


Ateş böceklerini dinlediniz mi hiç? Yanıp sönen ışığını seyrederken öldüğünü anladığınızda sızladı mı içiniz?


Kimi zaman ekin tarlasında


Kimi zaman sürü peşinde


Kimi zamansa kalabalıklarda hep gizliden gizliye


Hep işimiz vardı


Hep acelemiz....Sürekli meşguliyetmiz oldu.......


Boş oldugumu gördükleri an ensemde şaplağı hissettim...


Şimdi meşgul olanlar emekliye ayrıldı.....


Ruhuma işlemiş bu meşguliyetcilik oyunundan sıyrıldığım an kendime ve yanımdakilere hisettirmeye çalışıyorum gizliden gizliye yaptığım o masum dünyamın temiz oluşunu....


Ne fayda hey dost! !


Devranın çarkı kanla besleniyor....


VESSELAM


Hikmet Dursun
devamını okuyun...

Şiirsel Gece


Çocukluk



Affan dedeye para saydım,

Sattı bana çocukluğumu.

Artık ne YASIM var ne de adım;

Bilmiyorum kim olduğumu.

Hiç bir şey sorulmasın benden;

Haberim yok olan bitenden.

Bu bahar havası, bu bahçe;

Havuzda su şırıl şırıldır.

Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım Pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!


Cahit Sıtkı Tarancı
devamını okuyun...

İçerlenmiş Ruh



Sevdiğim bir ahbap vakti zamanında bana şu ifadeyle hitap etmişti;







'Sinek küçük ama mide bulandırır, Midemi bulandırma! '






O güne kadar bu sözü duymuşluğum olsa da herkes gibi mide bulandırdığına kanaat getirdim ben de ..


Yok yok bu böyle olmamalı, Sinek mide bulandırmamalı ....


Sineğin görevi mide bulandırmak değil aksine göremediğimiz Mikro haşareleri temizlemek,


Her üretim arkasında bir posa bırakır ..


Sineğin posasından ne olsun ürettiğinin yanın da ..!


Algı Yönetimi diye Psikoteknik ve psikoanaliz dallar vardır ..


Bizim bilim dünyamız bunu Batı ilminin karmaşık üçgeninde arasa da aslında deyim ve atasözleri bizi en basit yoldan bilimin ilimle buluştuğu havzaya taşıyor ..


Işte siz havzada olduğunuzu gördüğünüz anda üretim posası değil üretken bir beyne sahip oldugunuzun farkına varıyosunuz ..


Sinek mide bulandıracaksa mideni bulandırtmamaya gayret edeceksin ..


Kısır Döngü herzaman boyutu midenizin bulandığını algılatır ..






Hiç bir sineğin midemi bulandırmaya gücü yetmediği gibi hiçbir Havza da da Posa Niyetine durmamaya gayret ediyorum ..


Ve hiç bir midenin de sinekten bulanacagına ihtimal vermiyorum /

Onu Havza haşeresini kendisi doğruru ... Ve o Havza haşare annesi olduğu gibi sineğin de Yuvası ..


Kimse kimseyi kandırmasın ....


Hikmed

Değil; Bu yazıyı antoloji.com 'da yazmıştım ve Tarih 14.05.2009

devamını okuyun...

Hatun Er Kişisine Özlem

Asker yolu beklerbenm
Günü güne eklerim
Sen git yarim talime
Ben yolunu beklerim:)


Zevcem Kıbrıs'ta ... Canım sıkılıyo ve en sıkıcısı da telefonla görüşememek ..
Pahalı kaaardeşim biz ortadirekgillerdeniz ..

11 Ekimde gitti 18 de dönücek inşallah ve ben bu geceden özlemeye başladım .....





                                                                                                                                  



devamını okuyun...

Dumansız Yaşam Evresi


Sanırım sigara ile tanışmam 1994'lere kadar gidiyor . En belirgin başlangıç noktasını sorarsanız 97 senesi diyebilirim ve ben o zamanlar ortaokul ikidee tıfıl enine boyuna bir tombalaktım .

Cesaretimi toplayım arkama baktığımda acı bir tablo görüyorum .Evet tam 11 sene aralıksız bir fiil sigara içmişim ..

 
Allah beni kahretmeye ,


Ne kazandın ey öküz sorusunu yöneltim kendime ve aldığım cevap HİÇ , Düşünebiliyormusunu koskocaman bir HİÇ

Hiçlikler içinden gelip hiçliklere doğru sürüklenirken sigarayı kendime yoldaş edinmişim ..Yoldaş terimini oldum olası sevmiyorum , Sevmediğim gibi de bana eşlik ettiğine kahrediyorum .

Ne kazandın Ey Mübarek derseniz ;


Bu soruyu cevaplamam için henüz erken ancak huzur ve sağlık ne demekmiş yeniden keşfediyorum ...


Neyse bugün 12. günümdeyim ve ben gayet mutluyum .


Kendime bir slogan buldum ;


DUMANSIZ YAYLA HAVASI OLMASA DA DUMANSIZ HAVA SAHASI OLABİLİYORMUŞ , BİR DAHA DÜŞÜNÜN !

Hikmed



devamını okuyun...

Merhaba




Merhaba


Günümüz çağında iletişimde en popüleri olan sosyal medya kanalları bkn; http://friendfeed.com/ , http://facebbok.com , http://twitter.com/ ve bireysel ve grup blogları net kullanıcılarını  birbirleriyle kaynaştırmada birebir.
Aslında ikibindötrt'ten beridir Hasır neşirim de bakirliğimi http://www.antoloji.com/ zürriyetsiz denen bi siteye kaptırmıştım,


Bu yüzden ben de blogdayım ve deneme aşamasındayım

Kolay gelsin bana:)
devamını okuyun...